Medyada trafik kazasına bağlı ölümlere sürekli dikkat çekilmektedir. Kalp krizine bağlı ölümler ise fazla göze çarpmamaktadır.
Oysa ülkemizde yılda 6.000 kişi trafik kazası nedeniyle yaşamını yitirirken, 100.000 kişi kalp krizine bağlı yaşamını yitirmektedir.
Yaşamımıza yönelik bu ciddi tehdit karşısında tıp ve teknoloji alanında büyük başarılar sağlanmıştır. Ancak bugün ne tehlikenin yeterince farkındayız, ne de kendimizi korumayı yeterince biliyoruz.
Günümüzde biliyoruz ki, kalp krizi sonrası erken dönemde yardım edilirse, % 60-70’e varan oranlarda yaşam kurtarılabiliyor.
Bu sihirli sonuç elektroşok cihazları (defibrilatör) ile sağlanabiliyor. Ancak yaşam kurtarmak için bu cihazın ilk dakikalarda kullanılması zorunlu.
Hastanelerde bulunan bu cihaza insanların yeterince hızlı ulaştırılamadığı görülünce, ambulanslara bu cihaz yerleştirilmiştir. Ancak dünyanın en gelişmiş bölgelerinde bile ambulans ekibinin hastanın yanına ulaşması 10 dakikayı bulmaktadır. Yani çare var ama zamanında ulaştırılamıyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.
Tıbbi teknoloji, çözümü otomatik elektroşok cihazları üreterek bulmuştur. Böylece insanların yoğun olarak bulundukları yerlere yerleştirilen cihazları, kısa bir eğitim almış ilkyardımcılar başarıyla kullanabilmekte ve artık kalp krizine bağlı ölümler önemli ölçüde önlenebilmektedir.
Dünya liginde üst sıralarda yer alan ülkemizde hem toplumun ilkyardım bilinci ve bilgisi hızla artmaktadır, hem de modern teknolojiye rahatlıkla ulaşılabilmektedir. Ülkemizde hızla yaygınlaşmakta olan otomatik elektroşok cihazları (otomatik eksternal defibrilatörler) bizlere daha güvenli bir dünyanın kapılarını açmaktadır.